Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
Geride Kalanlar Senden geride kalanlar Aşk sancıları çeken Kırılmış bir kalp Bir hüzün deryası Bu deryaya dökülen Gözyaşı şelalesi sevginin sonsuzluğunda Yerlere saçtığın Bir avuç sevgi kırıntıları...
Geldin ya Sevgili! ! ! ! ! ! Gönlüm; küs bakan çocuğun dudak büküşleriydi Düşüncelerim; keşke! ! Sorgusundaki yüreğin hüzünlü haliydi Dudaklarım; su diye inleyen çöl bedevisinin çaresiz titreyişi Sen geldin ya Sevgili! ! ! ! ! ! ! Ellerinde kırmızı güllerle Yüzünde, hiç küsmemiş mutlu tebessüm Gönül… hayat buldu Düşünceler…Nur’a boğuldu Dudaklar… Dudaklar ise Sana hapis oldu.
Yaşlı adamın hastalığına çare bulunamayınca, kendisine evliya denilen birinin adresini vermişler. Söylenenlere göre en ağır hastalar o zatın duasıyla iyileşebiliyormuş. İhtiyar adam verilen adresi çaresizlik içinde cebine atıp doktorun yanından ayrıldığında, sokağın köşesinde simit satan 6 - 7 yaşlarındaki bir çocuğa rastladı. Çocuk son derece masum gözlerle kendisine bakıyor ve onu tanıyormuş gibi gülümsüyordu.
Adam, o yaştaki çocukların tamamen günahsız olduğunu düşünerek yoluna devam ederken, aniden duruverdi. Simitçinin üzerindeki eski tişörtün üzerinde bir "E" harfi yazılıydı. Ve bu "E" mutlaka evilyanın "E" si olmalıydı... Aradığı evliyaya bu kadar çabuk ulaşmanın heyecanıyla yanına gidip bir simit aldıktan sonra;
- "Doktorlar benim hasta olduğumu söylediler," dedi. "İyileşmem için bana dua eder misin?"
Çocuk bu teklif karşısında şaşırmışa benziyordu. Kafasını olur der gibi sallarken; - "Bende sık sık hastalanıyorum," diye karşılık verdi. "Ama dedem, Allaha inananların ölünce yıldızlara uçtuklarını ve orada cenneti seyrettiklerini söylüyor. Bu yüzden korkmuyorum hastalıklardan."
Adam içinin bir anda ferahladığını hissetti. Onun soğuktan moraran yanaklarına bir öpücük kondururken ;
- "Deden çok doğru söylemiş," dedi. "Ama ben yine de yardım istiyorum senden."
Çocuk, duasının kıymetini anlamış gibiydi. Karşı kaldırımdan geçmekte olan baloncuyu gösterek ;
- "Size dua edeceğim" diye cevap verdi. "Ama eğer iyileşirseniz, bana 10 tane balon alacaksınız , tamam mı?"
Bu sefer adam başını salladı. Fakat çocuk bu kadar büyük bir hazineyi istemekle haksızlık yaptığına hükmetmişti. Mahcubiyetten kızaran yanaklarını elleriyle örtmeye çalışırken ;
- "Uçan balon almanıza gerek yok," diye devam etti. "Normalinden 10 tane istemiştim. "
Adam elini uzatarak çocukla tokalaştı. Anlaşma nihayet yapılmış, ayrıntılara geçilmişti. Buna göre hastalıktan kurtulması halinde 6 ay sonraki ramazan bayramında çocukla buluşacak ve her hangi bir sebeple gelemediği takdirde, önceden hazırlanan balonların ona ulaşmasını veya postalanmasını sağlayacaktı.
Adam küçük çocuğun adını ve adresini bir kâğıda yazdıktan sonra, başını okşayarak onunla vedalaştı.
Aradan soğuk bir kış geçip ramazana ulaşıldığında , adamın hastalığından eser bile kalmamıştı. Hayata tekrar dönmenin sevinciyle en güzel balonlardan bir paket hazırladı ve bayramın ilk gününü iple çekerek randevü yerine gitti. küçüklerin cıvıl cıvıl kaynaştığı bayram yerindeki diğer simitçiler, çocuğu tanımıyordu. Adam onu biraz ilerdeki bakkala sorduğunda , dükkân sahibi ;
- "Ciğerleri hastaydı yavrucağın," dedi. "Geçen hafta aniden ölüverdi."
Adam bir anda beyninden vurulmuşa döndü. Ve koşar adımlarla orayı terkederken , önüne çıkan ilk baloncuya bir tomar para uzatıp;
Adam, satıcının aceleyle uzattığı balonların iplerini birbirine düğümledikten sonra, onları besmeleyle gökyüzüne bıraktı. Bayram yerindeki herkes gibi baloncu da şaşkındı. Sonunda dayanamayıp ;
- "Ne yaptığınızı anlayamadım." dedi. "Neden bıraktınız onları öyle?"
Adam, nazlı nazlı yükselmekte olan balonları buğulu gözlerle takip ederken ;
- "Onları bekleyen küçücük bir dostum var," diye mırıldandı. "Hemde evliya gibi bir dost. Balonları adresine postaladım sadece."
İnsanların dertleri mesabesinde büyük olduklarını düşünmüşümdür hep .İnsanın büyük dertleri olsun kocaman kocaman şirketlerinin mali hesapları ile uğraşsınlar ,ailelerinden onulmaz hastalığa düçar olmuş insanlar bulunsun değil kastım büyük dertlerden .
İnsanlar bir nişan bohçası götürme mevzusunda bile birbirlerini kırabiliyorlar ,bu gibi olaylardan dolayı moralleri bozulabiliyor .Oysa ne büyük dertler ne büyük dertliler var şu hayatta .Asıl vazifeleri olmasa da durumdan kendilerine vazife çıkarma duyguları maksimize olmuş insanlar var bu dünyada.Banane ondan ,bundan ,şundan demeden insanların 158 sene sonralarını düşünen insanlar var .Bu meseleleri kendilerine dert edinmiş evlad-ü iy'al değil etrafındaki öğrencilerinin namaza başlamamamalarını dert edinen benim dertlerine hayran olduğum kimseler var bu memlekette .
İşte bu iki farklı tablo karşısında inanın ne diyeceğimi bilemiyor ve isyan ediyorum-- o saçma sapan telefon konuşmasından dolayı birbirine girmiş akraba-i talükatın mensuplarını .Allah aşkına insanların ne dertleri var .Birçok insan ölüyor ,imansız bir şekilde cehennem yolculuğunun VIP koltuğunda seyahat ediyor .Bunlardan daha önemli meseleler midir ki bu sizin bohça götürme sırasındaki yaptıklarınız .Ben buna kızıyorum işte .Kızdığınız ,sinirlendiğiniz meseleleri Nam-ı Celili Muhammedi'nin yayılması konusundaki dertlerin yanında o kadar sönük o kadar saçma ve bedava buluyorum ki üzüntümden kahroluyorum .
Ne olur Ya Rabbi Ne olur Ya Rabbi Neyin eksik olur Ya Rabbi O derdi asıl dert olanların dertlerine derman olan güzellikleri nasib eyle .Böyle küçük mesele göllerinde boğulan akl-ı güzel kendileri güzel insanlara da idrak nasib eyleki onlarda takıldıkları şeylerin ne kadar basit olduğunu anlasınlar vesselam .
İnanmak, basit bir olay değildir. Hele, inandıktan sonra imanını devam ettirmek ve imanlı olduğu için uğradığı belalara sabredebilmek çok zordur. Bu, niçin böyledir? Tarih boyunca, insanların çoğu inanmamış; bunlar inanmamakla kalmamış, her türlü imkân ve vasıtalarla inananlara zulmetmeyi kendilerine görev bilmişlerdir.
İmam-ı Gazali hazretleri bütün insanları dört gruba ayırıyor:
Birincisi, parayı ilah edinenler. Bunların para ve menfaat için yapmayacakları kötülük yoktur. Para için ölür ve öldürürler.
İkinci gruptakiler, zalimlerdir, zulmetmekten zevk alırlar. Can yakmak, onların gıdası ve şiarıdır.
Üçüncü gruptakiler, bozgunculardır. İnsanların arasını açmak, aralarında laf taşımak, onların arasına fitne sokmak için ömür tüketirler.
Dördüncü gruptakiler ise, bu üç gruptan olmayan; bu çirkin ve zemmedilen ahlâkları taşımayan temiz Müslümanlardır.
İşte dünya, bütün insanlık tarihi boyunca, insanların büyük çoğunluğunu teşkil eden bu üç grup kötü ahlâklıyla, bir avuç iyinin kavgasına sahne olmaktadır. Bu durum, kıyamete kadar böyle devam edecektir. Allahü teâlânın âdet-i ilahisi budur, böyle yapmakla imanın ve inananların şerefini artırmıştır. İnananları hiç zulme uğratmasa, tam tersine Cennet misali bir hayatla yaşatsaydı, imanlarının nurları zahir olsaydı, o vakit bütün insanlar inanacaktı! Böyle bir iman, ind-i ilahide makbul değildir; zira bu insanlar gayba değil, gördüklerine ve kendi menfaatlerine iman etmiş oluyorlar. Menfaatlerini ilah ediniyorlar. Onun içindir ki, dünyada iyilerle kötüler karıştırılmış; bir arada yaşamaları ve her kap içindekini sızdırarak, bu mücadeleyi vermeleri murat edilmiştir. Bundan dolayıdır ki, Müslümanlık sıkıntı yoludur. En büyük sıkıntıyı, Peygamberler ve Allahü teâlânın sevgili kulları çekmiştir.
Mümine iki şey verilmiştir ki; bu yüzden her hâl ve şartta, hiçbir şeye şikâyete hakları yoktur.
Birincisi, ehl-i sünnet vel-cemaat itikadı,
İkincisi, Allahü teâlânın sevdiği bir kulunu tanıması ve onu sevmesidir.
Kim olduğunuza değil, kiminle olduğunuza bakılacaktır. Kişi sevdiğiyle beraberdir.
Dünyada en zor iş karar vermektir. Evet denilecek yerde hayır denirse veya hayır denilecek yerde evet denirse, sonu felaket olur.
(La ilâhe illallah Muhammedün Resulullah) kelimesinin söylenmesi çok kolay, ecri çok büyüktür. Asırlardır, insanların bir kısmı bu kelimeyi söyletmemek, bir kısmı da, söyleterek onları dünya ve ahiret saadetine kavuşturmak için öldüler. Söyletmek için ölenler Cennete, söyletmemek için ölenler Cehenneme gittiler.
Kalb kırmayın, insanları incitmeyin! Değil müminin, kâfirin bile kalbini incitmeye hakkımız yok. Kalb Allahü teâlânın komşusudur, ev sahibine eziyet edince komşusu da incinir.
Şiir gibisin; sımsıcak ve biraz buruk Hazlar ve elemler var sende Geldiğinde "Ben gideyim" diyor hüznün, gülemiyorum Giderken,seni görebilmenin sevinciyle ağlayamıyorum Alt-üst bile değil karmakarışık ediyorsun beni Yaz gününde,kar yağdırıyorsun gönlüme Serinliğe sevinemeden donuyor,buz gibi Kışın varlığın ateşliyor; "Isınmak" gelirken aklıma yanıyorum, kül oluyorum Çöz de git,darmadağın gönlüm Sessizliğim aldatıcı Biliyorum; fırtına başlayacak gidişinle
HAYDİ SENDE ÇEVİR SIRTINI VE SENDE GİT GİDECEKSEN ŞİMDİ GİT ÇÜNKÜ TAMZAMANI BİR YANIMA ÇARESİZLİK DİĞER YANIMDA YORGUNLUĞUM VAR BİR YANIMDA YANLIZLIĞIM DİĞER YANIMDA GEÇMİŞİME DARGINLIĞIM VAR GİDECEKSEN ŞİMDİ GİT ÇÜNKÜ TAM ZAMANI BİR DAHA ÖLEMEM BEN BU FIRSATI BİR DAHA VEREMEM SANA BİR DAHA SEVEMEM BEN ÇIKAMAM YOLLARINA BİR DAHA GİDECEKSEN ŞİMDİ GİT DEDİM YA TAM ZAMANI ANLAMAK?... NEYDİ Kİ ANLAMAK ANALAYINCA AĞLAMAK Kİ BU KADAR YIPRATTI BİZİ...NEYDİ Kİ SEVMEK,PAYLAŞMAK BİZ BECEREMEDİK... YÜZÜME KAPAT PENCERENİ ÇEK PERDENİ GİDECEKSEN ŞİMDİ GİT... BOŞVER MUMUN ARDINDA ESEN SOĞUK SOLUKSUZ RÜZGARLARI BOŞVER KURŞUNLARIN SÖYLEDİĞİ ANLAMSIZ ŞARKILARI HAYDİ GİT HAYDİ SEN GİT ARTIK BEN SUÇUN TAMAMINI ÜZERİME ALIYORUM ZATEN ÖYLE YAPMAZSAM ÖLENE KADAR NASIL SEVERİM SENİ? HAYDİ GİT... GİDECEKSEN ŞİMDİ GİT VE BENDE YENİDEN BAŞLAYAYIM HAYATA EĞER AYAKTA KALMAYI BAŞARABİLİRSEM VE ŞİMDİ GİT Kİ,YARIN SANA DA SORAYIM ^^EN ÇOK İHTİYACIN OLDUĞU ZAMANLARDA NERELERDEYDİN^^DİYE ALDIRMA SAKIN YOLCULARA HANCILARI, YOLCULARI TANIMADAN GİT HAYDİ GİT ALDIRMA AĞLIYORSAM,ALDIRMA YAŞAMAYA DAİR BİR NEDEN ARIYORSAM VE SAKIN ALDIRMA ACILARDAN YORGUN BEYNİMİ TAŞIYAMADIĞIM BAŞIMI AVUÇLARIMIN ARASINA ALIP ^^HAYDİ GİT ARTIK^^DİYORSAM GİT HAYDİ BİR YILDIZIN TAN YERİ AĞIRKEN BİR BAŞKA GÖKYÜZÜNDE VÜCUT BULMASI GB RÜZGARIN EN SON KIRIK VE TİTREK YAPRAĞINDA DALINDAN DÜŞÜRMESİ GB GİT HAYDİ GİT ARTIK... GİT AMA BENİM İÇİN HİÇ ENDİŞELENME ÇÜNKÜ GECENİN EN KARANLIK OLDUĞU AN HAVANIN AYDINLANMASININ EN YAKIN OLDUĞU ANDIR MELEĞİM BANA KIRIL... SÖYLEDİKLERİME, YAZDIKLARIMA HATTA BENİM YAŞADIĞIMI SANDIKLARINA VE GİT...HİÇ DÜŞÜNME NEDEN? DİYE VE ÇELİŞKİYE HİÇ DÜŞMESİN YÜREĞİN ACABA? DİYE HAYDİ GİT ARTIK... BİR BASAMAK OLARAK ZAMANI ÇİĞNEYİP BÜTÜN ÇIPLAKLIĞIYLA HER DOĞRUYU BELKİ GÖRÜP YAŞAMAYA ÖMRÜMÜZ DAHİ YETERLİ OLMAYACAK BUGÜNÜM.MEÇHUL YARINIM İNAN BUNLARINDA Bİ ÖNEMİ YOK HAYDİ SEN GİT ARTIK... BENİM İÇİN OLMASA BİLE KENDİN İÇİN GİT TAŞIYAMAZSIN BENİ,KALDIRAMAZSIN BU ZOR GÜNLERİMDE Kİ AĞIRLIĞIMI NEYSE BE MELEĞİM!!! GERÇEKTEN İSTİYORSAN GİT ARTIK VE BİLİYOR MUSUN GÜLÜM ANLATMAK İSTEDİĞİM HERŞEY ASLINDA HERKESİN ANLAM VERMEKTE ZORLANDIĞI O UÇ NOKTALARDAYDI. ŞİMDİ DARGINIM SANA,HATTA KENDİME KADERİME BİLE SİTEMLERİME,AHLARIMA,İSYANLARIMA GİTMEK İSTİYORSAN ŞİMDİ GİT OLUR YA;BELKİ BİR ADIM ATARDA YAŞATIRSIN BENİ KURUTURSUN GÖZ YAŞLARIMI UZATIRSAN ELLERİNİ LANET OLSUN BE HAYDİ GİT ARTIK SEN HERŞEY BEN BEN HİÇ BİRŞEYKEN GİT BOŞVER BE MELEĞİM!!! KOCAMAN BİR AH ÇEK GİTSİN NASIL OLSA GİDEN ÖMRÜNDEN GİTMİYOR HAYDİ SEN GİT ARTIK SAKIN SİLME GÖZYAŞLARIMI,UZATMA O KÜÇÜK ELLERİNİ NE OLUR BIRAK,BIRAKDA AĞLAYAYIM DOYASIYA VE SONSUZLUĞA NE ÖNEMİ VAR Kİ ARTIK BIRAK GÜLÜM BIRAKDA ÖLEYİM BİR YERLERDE VE SEN GİT ARTIK,,,,,,,,,,,
Oysa Yanimdaysan Nasil Da Doluyor Bosluklari Anlamsizliklarimin. ........ Yetiremiyoruz. ........Saniyele r Dakikalar Saatler Ve Gunler...... ...Nasil Da Akiyor... Ama Yoksun Diye Durdu Simdi Zaman...
Simdi Sen Girsen Odaya....... ..Sana Sarilsam Sarilsam Sarilsam...Ve O Anda Dursa Ya Dunya....... ..Neden Sen Yokken Duruyor Ya? Yalniz Kiyilarimda Sessizce Bekleyis Gemilerimi Yuzduruyorum. ........Az Kaldi Diyorum...Sabret Diyorum Icimdeki Bekleyen Asiga....... ..Aci Cekme O Da Seninle Yoklugunda Bile........ .
Ozlemek..... ....
Ilk Defa Bu Kadar Sevdim Ozlemeyi Ve Ilk Defa Bu Kadar Nefret Ettim Ozlemekten.. .Yollara Hic Bu Kadar Sovmemisti Yuregim Canim Acimamisti Kimsenin Yoklugunda Bu Derece...Ve Bekletemedi Zaman Bile Beni Boyle....... ..Uzakliklar Gercekten Sevenleri Ayiramiyormus Ogrendik Birlikte Ama Gozlerim Heryerde Seni Ariyor... Delirmeye Bu Derece Yaklamamistim Ben "Deliyim Ben" Diye Gezdigim Hicbir Animda...
Gurur!
Gurur Da Neyin Nesi?Hayatimda En Yakinimdakiler Icin Bile Vazgecmemistim Ben Gururumdan.. .Simdi Askima Dair Icinde Gurur Gecen Tek Duygum Askimla Gurur Duymamdir Herhalde.... .....